Ayrıldığımızda seninle
Sükûn ve yaşlarla,
Yarı kırgın kalplerle,
Sökmek üzere yıllarca,
Buz kesti yanağın, ve kül,
Ve kaskatıydı dudağın:
Habercisiymiş o müşkül
Böyle bir hicranın.
Alnıma sabah çiyinin
Soğukluğu çökmüştü,
Sanki bugün hissettiğim
Hüznün bir sözüydü.
Tüm yeminlerin bozuldu
Ve düştü dillere,
Adın dinmez bir uğultu
Ve mahcup bir girye.
Adın yanımda anılıyor,
Kulaklarımda bir çan;
Bütün vücudum titriyor,
Neden sevdim candan?
Bildiğimi bilmiyorlar—
Seni bildiğimi!—
Geçmeyecek geçse de yıllar
Isırtan dilimi.
Hep gizlice buluşurduk,
Sessiz ağlıyorum ben:
Unuturmuş kalbin çabuk
Ve dönermiş sözden.
Eğer ki görürsem seni
Uzun yıllar sonra
Nasıl selamlarım seni?—
Sükûn ve yaşlarla.
When we two parted
When we two parted
In silence and tears,
Half broken-hearted
To sever for years,
Pale grew thy cheek and cold,
Colder thy kiss;
Truly that hour foretold
Sorrow to this.
The dew of the morning
Sank chill on my brow—
It felt like the warning
Of what I feel now.
Thy vows are all broken,
And light is thy fame;
I hear thy name spoken,
And share in its shame.
They name thee before me.
A knell in mine ear;
A shudder come o'er me—
Why wert thou so dear?
They knew not I knew thee.
Who knew thee too well—
Long, long shall I rue thee,
Too deeply to tell.
In secret we met—
In silence I grieve,
That thy heart could forget,
Thy spirit deceive.
If I should meet thee
After long years,
How should I greet thee?—
With silence and tears.
Yorum bırakın